Girişimcilik Nedir ne Değildir?

Dünyanın düşleyenlere de ihtiyacı var, yapanlara da. Ama düşlediğini yapanlara daha çok ihtiyacı var…

S. Breathnach

 

 

Zaten herkes girişimci doğmuş. Tüm aşamalar geçilmiş, tüm deneyimler yaşanmış, iş kurma ofis tutma, patron olma derdine düşülmüş. Girişim ofisleri, girişim sermayeleri, yatırımlar, yatırımcılar her yanda program üstüne program yapıyor. Sebep? Yeni ve daha güzel fikirlere ulaşmak. Sizce de daha temel şeyleri halletmek gerekmiyor mu?

Girişimciliğin her türlüsünden anlarım diyemem. Söyleyeceklerim teknoloji-donanım-yazılım-mobil uygulama vb. üzerine olanlara. İnsanların çok temel konularda bile ihtiyacı olabileceği ümidi üzerine kurulmuş binlerce girişim fikirleri var etrafta.  Henüz yeni mezun üniversite gençleri de deniyor bu işi, yıllardır patron emrinde çalışmış ve artık usanıp kendi paramı kazanayım derdinde olanlarda.

 

Biraz geriden alalım.

 

Bilmem farkında mısınız ülke olarak zorlama bir bilişim ekosistemi üzerinde çalışıyoruz. Sosyal medya sağolsun teknolojiyi üreten ülkelerin konuştuğu konular bir kaç ay sonra Türkiye’de. Bir hafta başında işe gidip Big Data varmış duydunuz mu? Mobilde şu varmış, twitter şöyle yapıyormuş, sql yavaşmış oracle hızlıymış meğer vb. onlarca geyik var. Ve maalesef bu geyikler en hızlı şekilde yöneticilerin diline de dolaşıyor. Daha metin veriyi nasıl saklayacağını halledememiş şirketler ve kurumlar dijital dünya konuşuyor diye birşeyler deniyorlar. Ya da denemek zorunda hissediyorlar. Neden? Geride kalmamak için. Yahu daha websitesindeki online hizmeti doğru düzgün çalışmayan ve yıllardır bunu düzeltmek iyileştirmek derdinde olmayan bilişim ekosistemimiz rica edicem siz mobil uygulama falan yapmayın. Maaş günü ödeme altyapısı çöken bankamız Apple Watchda uygulama yapsa ne olur yapmasa ne olur? Avcının vurduğunu bırakıp gördüğüne koştuğu gibi durmadan yenileme, eskiyi çöpe atma, kendi yaptığın dönüp kötüleme hastalığı var.

 

Ortalık bilişim uzmanları, global firma ülke temsilcileri, pazarlama uzmanları, teknoloji mimarları, çözüm uzmanları kaynıyor. Ama gün geçmiyor ki bir proje ismi duyalım ve çok değil bir kaç sene sonra çökmesin, ya da yenilenmesin ya da standart dışı kalmasın. Ben Ankara’yı bilirim. Örneklerimi de burdan veririm. Kamuda çalıştığım için de örneklerim kamu endeksli olur. Ama kamu adına verdiğim örnekler bir kaç başlık haricinde özel sektör için de birebir geçerlidir diyebilirim. Bugün yepyeni bir bakanlık kurulsa ve bilişim altyapısını tasarlamak üzere bir ya da bir kaç firma görevlendirilse yaptıkları iş maalesef bir beş yıla yenilenme gerektirecek şekilde oluyor. Buna sunucu sistemlerini örnek verebilirsiniz, ya da yazılım altlığı, ya da sanallaştırma katmanı, ya da mobil iletişim altyapısı, ya da Telekom altyapısı. Bir saniye. Ben beş yıl sonra yeniletmem gereken bir şeye neden ömürlük gibi davranıyorum ve ona o parayı o kaynağı ayırıyorum? Bu konuyu bir başka yazımıza bırakalım. Dönelim işlerimizin sağlamlığına.

 

Sizi temin ederim. Her altyapı işinde asfalt kazıp güzelim yolları köstebek çukuruna çevirerek kablo yenileyen mühendislik zihniyeti neyse her bir kaç yılda bir yeniletmek durumunda kalacağımız bilişim sistemi altyapısı tasarlayan zihniyette aynı.

İş başlamadan dinlediğinizde bu adamlar Türkiye’de harcanıyor diyebileceğiniz insanların iş anında ve işten sonraki tavırları maalesef ki bazı şeyleri daha üniversite düzeyinde gözden geçirmemiz gerektiğini söylüyor. Outsource denen işi bulan adam neden buldu bilmem. İçerdeki ben çözemem outsource çözsün der. Outsource içerdeki adamı kendisini aydınlatmamakla suçlar. İçerdeki outsource neden benden çok para alıyor der. Yahu basit bir dış kaynak kullanımı bile kangren olmuşsa napalım biz ülke olarak. Ama efendim olur mu Google nasıl yapıyor bu işi. Bir basıyorsun bir saniyede geliyor yanıt. Onu oraya nasıl getiriyor bilmem ama sanırım içerdeki insanlar birlikte ve hasetsiz çalışıyor olmalı.

 

Hal böyle iken, daha evladiyelik sistem nasıl kurulur kafasını oturtamadığımız bir ülkede girişimcilikten bahsetmek bana biraz kasıntı geliyor. Nasıl yıkılmaz, bozulmaz, yanmaz-yapışmaz iş yapılır? Maliyetler nasıl kısılır? Mevcut eldeki kaynaklar nasıl değerlendirilir? Sorularının taa üniversite sıralarından itibaren öğrencilere sorulup beyinlerine bilişim teknolojileri ile ilgili temel değerleri kazımak gerekiyor. Öğrenciyken karşılaştığı bir problem karşısında bırakın sabahlara kadar çalışmayı, sınıftan zeki birine yaptırıp hocam yaptım diyen insanımız dönüp mühendis olarak girişimcilik falan deniyorsa ticaret falan deyin o işe de girişimcilik kelimesine zarar vermeyin lütfen. Yatırımcılık ta diyebiliriz o yaptığınıza. Ya da  evcilik. Ya da ne bileyim cix birşeyler yapalım dedik te diyebilirsiniz. Tercihinizi saygıyla karşılarım. Örnekleri çok olmasa da hikayelerini az çok duyduğumuz ve helal olsun dediğimiz örnekler yok mu? Var elbet. Burada asıl sitemim üniversitelerden itibaren öğrencilerin kafasına girişimcilik kelimesini dikte eden sisteme. Üniversitelerde öğrencilere sağlam iş nasıl yapılır onu öğretelim, nasıl idare edilir onu öğretelim, 512 KB ram kullanabilen bilgisayar olsaydı nasıl yazılım yaparlardı onu gösterelim, beş sunucunun yaptığını bir sunucu nasıl yapar ya da çalıştırdığının grafikere yaptığı işi küçümsemeden nasıl emeği verilir onu öğretelim.  Google, Microsoft, IBM ile çalışacağı zaman biz onlardan iyi çalışırız deyip devamını getirmeyen içerdeki arkadaşlarımıza neden lafta kalmamaları gerektiğini öğretelim. Batının iyi yanlarını alıcan deyimindeki iyi yanları sadece Google’ın güzel güzel ofislerinden ibaret görmeyen ve bu işlerin emek işi olduğunu bilen arkadaşlar yetiştirelim. Herkes girişimci olursa kimsenin sistem uzmanı ya da yazılımcı ya da grafiker olmayacağı ve ortalıkta bilişim şirketi sahibi onlarca patronun dolaşacağı bir ülke istemiyorum ben. Halbuki eskiden çok daha iyi olurdu bu işler. Nasıl iyi kod yazılır, nasıl grafik çizilir, nasıl hacklenir diye onlarca bedava kurslar olurdu, sırf meraklılar olurdu giderdik. Şimdilerde nasıl para kazanırsınız, Ahmet beş günde nasıl zengin oldu, nasıl girişimci olursunuz temalarındaki işleri gördükçe insan işini sorgular hale geliyor.  Motivasyon kırıcı olarak nitelendirenler olabilir yazdıklarımızı. Asla. Bilakis yapabilenler buyursun. Sadece işin özünü kaçırmamak lazım. Burada amaç freni patlamış kamyon gibi akıp giden sözde bilişim kültürümüzün yaralarını ortaya koymak. Ülkenin en iyi bilgisayar mühendisliğinden haydi para kazanalım diye mezun oluyorsa bir arkadaşım, bir sıkıntı var demektir. Umarım Amerikalıların 80lerde girdiği o “üretmek, sağlam üretmek,  daha çok üretmek, bizden olmayana da üretmek“ kafasındayızdır.