İrlanda Gezi Notlarım

İrlanda’ya yaptığımız geziden notlarımızı paylaşalım.
Gezilecek yerleri şunlardır, şu şehirleri vardır, şu yenir bu içilir diye yazmayacağım. Çünkü internet üzerinde bu konularla ilgili benim yazabileceğimden çok çok daha iyi yazılar mevcut. Eğer ufak bir araştırma yapabilirseniz bu konularla ilgili harika şeyler bulabilirsiniz.

Benim üzerinde duracağım şeyler kendime göre “önemli” olarak gördüğüm şeylerdir. Öncelikle vize aşamasından bahsedelim. Çoğu ülke gibi İrlanda’da Türkiye vizeleri konusunda VFS Global Şirketi ile çalışıyor. Ankarada’da olanlar için http://www.vfsglobal.com/ireland/turkey/contactus.html adresinde ayrıntılı yer bilgisi mevcut. Yine aynı sayfada diğer şehirler için de iletişim bilgileri bulunuyor. Aynı sayfanın solunda vize hakkında herşey menüsü bulunuyor. Burayı tıkladığımızda hemen altında vize türleri geliyor. Lütfen hangi amaçla gidiyorsanız buradan seçiniz ve istenilen belgeleri teslim ediniz. Büyükelçilik vize konusunda Türk vatandaşları çok bekletmiyor diyebilirim. Eğer özellikle ticari, eğitim gibi uzun solukluk planlar için başvurmuyor iseniz vize almanız kolay ve çok hızlı diyebilirim (En azından diğer ülkelere göre 🙂 ).

Dikkat etmeniz gereken bir başka önemli nokta ise transit vize. Eğer Türkiye’den direkt olarak İrlanda’ya gitmiyor da İngiltere üzerinden gidiyor iseniz kesinlikle transit vize almanız gerekiyor. Son olarak da harcama yapacağınız miktarda Euro almayı unutmayın:) Ülkede bol miktarda exchange office bulunuyor. Yanınıza dolar da alabilirsiniz.

Uçuşlar başkent Dublin’e oluyor. İstanbul’dan yaklaşık 4,5 saat kadar sonra Dublin’deyiz. İngiltere Greenwich soluna doğru uçuyoruz 🙂 Dolayısıyla iki saat kadar Türkiye saatinden geride. Ayrıntısını saatkac.com‘dan alabilirsiniz.

Dublin pahalı bir şehir diyebilirim. Yemek, konaklama gibi temel ihtiyaçlar için bile anormal ödeme yaptığınızı hissedebiliyorsunuz. Bir kaç şehri dışında İrlanda’daki tüm şehirler nüfusu az. Şehirlerin arasındaki mesafeler 30 ile 60 dakika arasında. En önemli sorun İngiltere’de olduğu gibi direksiyonun sağda olması. Gittiğimde uzun bi müddet buna alışmaya çalıştım. Türkiye’den gittiğinde araç kiralamayı düşünenler bir daha düşünsün. Zira direksiyonun sağda olduğu ve trafiğin soldan aktığı bir trafik düzeninde kafalar karışabilir.

Ülke 2008deki krizden oldukça etkilenmiş. Bu, başta konut satışları olmak üzere pek çok alana yansımış. Her ne kadar Almanya Avrupa Birliği standartları açısından İrlanda’nın düşük vergi politikasını kabul etmese de İrlanda için bu hamle çok yerinde bir kurtarıcı olmuş. Özellikle teknoloji şirketleri faturalandırma ve diğer vergiye tabi işlerde düşük vergi oranları için İrlanda’yı tercih ediyor ve bu da ülkede olan ticari hareketliliğe katkı sağlıyor.

Yemek kültürlerini çok sevdim. Çünkü yemek yiyeceğiniz çoğu yerde içerisinde domuz eti bulunanlar sunum olarak ayrılmış durumda ve kalan yemekler türk mutfağını aratmıyor 🙂 Özellikle salata çeşitlerini tadınca göreceksiniz ki mutfağımızdaki damak tadından bir farkı yok. Yine çok farklı görmediğim ızgara köfte de oldukça başarılıydı. Tatlı sosları tüm yemeklerde kullanıyorlar. Bu yüzden hafif tuzlu bir tatda beklediğiniz yemek siparişi vermeden önce eğer tatlı sos istemiyorsanız özellikle rica edin diyorum. Özellikle patates ve pırasa ülkede bolca tüketilen sebzeler. bir ülkede patates çok yeniyorsa kriz vardır tezini de hatırlayabilirsiniz ama burada durum biraz farklı. Zira adada yetişen aslında çok da fazla sebze türü yok.

Bunda iklim çok etkili. Sürekli yağıyor diyebilirim:) Ülke  iki üç ay sıklıkla güneş görüyor onun haricinde her an yağışla karşı karşıya kalabilirsiniz. Yağışlar çok sağnak şekilde değil ama sürekli olmuştu. Muhakkak ki sağanak şeklinde yağdığı dönemler de vardır. Nisan mayıs aylarında gidiyorsanız yanınıza ince bir hırka almak yeterli olur diyebilirim.